23 Aralık 2009 Çarşamba

Ineffable Mysteries From Shpongeland



Dünya ikiye bölünmüştür,denir Shpongle'ın yapıtları söz konusu olduğunda : Shpongle'ı dinlemiş olanlar ve dinleyecek olanlar.(bakınız:cuk)Evet kesinlikle arkasındayım bu dediğimin.Açıkçası Shpongle ile ilgili bir yazı yazmayı düşünmüyorum fakat bazı geriye dönüşler yaparak 2009 çıkışlı bu albümü daha iyi anlamayı ve anlatmayı planlıyorum.

Saf müziği iliklerime kadar hissetiren ender gruplardandır bu ikili.İnsan ilk dinlediğinde anlam veremez,çözemez.Sanki matematiksel bir denklem çözdüğünü hisseder.Fakat bir yerden bir melodiyle dinleyeni yakalar ve bırakmaz.Alır onu da beraberinde götürür.Her albümünden aynı tadı,aynı keyfi alamasam da 'Tales of the Inexpressible' ile yeri hiçbir zaman değişmeyecek bir yer edindi zihnimde.

2009 yılı sonlarına doğru bir arkadaşımın 'çıkmış ' mesajıyla oldukça heycanlanmama sebep olan ve akabinde hemen edinmeme neden olan albümün adı 'İneffable Mysteries From Shpongeland'.Albümü ilk dinlediğimde,her albümü ilk dinleyişimde olduğu gibi biraz hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmek isterim.Fakat bu Shpongle için normal bir durumdur.İlk dinlediğinizde yakalayamazsınız her melodiyi,her enstrümanı.Oysa ki o kadar önemlidir ki o dipte kalmış melodi yada enstrüman.Şarkının bütün sırrı ve güzelliği aslında orada gizlidir.

Albümün açılışı 'Electroplasm' ile oluyor.İyi mi oluyor kötü mü oluyor onu pek kestiremedim ama şarkının süresinin 10 dakikayı aştığını söylemek isterim.Yolda yürürken(kulağımda bu şarkı) kendimi bir korku filminde, 1-2 dakikaya bir katil tarafından kesilmesi muhtemel bir yardımcı oyuncu olarak hissediyorum.Çok etkileyici bir başlangıç olmuş.Aynı tadı nedense Massive Attack 'Angel' dan da almıştım zamanında.Sanırım çok başarılı bir kompozisyon olduğunu söylemekle abartı yapmamış olurum.Devamında ise Shpongle'dan beklenen ve normal bir durum olarak karşıladığım baş döndürücü(yer yer mide bulandırıcı) bir şarkıyla albüm devam ediyor.Şarkı 4. dakika başlarında 'Star Shpongled Banner' adlı şarkıyı anımsatıyor bana.3. şarkıya geldiğimde ise bence albümün en iyi şarkısıyla karşı karşıya kalıyorum.Şarkının ortalarına doğru gelen aksak bateri ritmleri ise şarkıya ayrı bir hava katmış.Albümün en iyi şarkısı sınıfında yarışan diğer bir şarkı ise 'I Am You'.

Albümden kesinlikle 'Tales Of The Inexpressible''daki tadı alamıyorum.Açıkçası dinlediğim yada dinleyeceğim birçok(veya tümü) albümden bu zevki alamayacağıma da eminim.Fakat arayışım devam edecek.

Shpongle'ı sevmemin nedenlerinden birisi de sözlerinden, dinlerken birşey anlayamamam ve çoğunun zaten sözsüz olması.O melodilerle birlikte sizin nereye gideceğiniz ise sizin hayalgücünüze kalmış.Şarkılar, dilerseniz lycralı bir kumaş gibi esneyip,olduğundan daha büyük bir hale geliyor ve bir anda şaheser konumuna yükseliyor veya sönmekte olan ve havada oradan oraya uçan bir balon gibi yok olmaya yüz tutuyor.




Çok önemli not:Dedemin Raja Ram olmasını ya da en azından ucundan da olsa ona benzemesini çok isterdim.Delinin rüyası işte...Hoşçakalın efendim.


30 Kasım 2009 Pazartesi

Lily Allen



Akranım! olan bu kızla tanışmam aslında çok yeni ve tesadüfi.İlk albümünden beri de takip etmiyorum.Fakat bir şekilde 2009 çıkışlı albümü ‘It’s Not Me,It’s You’ elime geçti.Albümün hatta Lily’nin benim araştırmaktan ve dinlemekten hoşlandığım çeşit müziklerden çok uzak bir tarzı vardı,bunu biliyordum.Hata biraz önyargılı olduğumu da kabul etmeliyim. Dışarıdan bakıldığında MTV’nin yarattığı balon starlardan biri olduğunu düşünmekteydim.
Yeni bir albüm dinleme alışkanlığım ve saygım dışında,başka bir işle uğraşırken(vizelere hazırlanmak) arka fonda Lily gayet şirin aksanıyla ‘It’s nöööt feee’ diye kendi halinde şarkı söylemekteydi.Bir süre sonra melodilere ayak tekmelerimle eşlik etmeye başlamıştım(noluyo lan diye de tepki verdim evet).
Sonrasında ise bir albümü gerçekten dinleme ve anlama olanağı sağlayan uzun bir gece yolculuğuna çıktım.( Eskişkehir-İstanbul).Repeat all modda olan mp3 çalarım sayesinde,yarı uykulu vaziyette albümü birkaç sefer dinleme şansım oldu( yada mecburiyetim).Ama albüm çok çabuk bir zamanda önyargılarımı kırmıştı.Albüm gerçekten rahatlıkla dinlenebilen bir albümdü ve iyiydi.Fakat bunun bir prodüksiyon başarısı mı olduğunu yoksa Lily’nin de bunda önemli katkısı olup olmadığını merak ettim ve İstanbul’a döndüğümde araştırmaya koyuldum.
Araştırmalarıma başlamakta ilk önce canlı performanslarını internet üzerinden izlemekle başladım.Şaşırtıcıydı,Festivallerde gayet başarılı performanslar,çok geniş bir hayran kitlesi ve hiç bir şekilde yerinde durmayan ,şarkı söylemekten çok zevk alan ve bazen kendini teşhir etmekten hoşlanan bir Lily Allen görmüştüm.Üstelik albümü dinlediğimde sesinin gayet vasat olduğunu düşündüğüm bu koca kalçalı britiş kızceiğiz sahnede tam bir performans şarkıcısı olduğunu bence ispatlamıştı.Yaptığı Britney Spears coverı ‘Womanizer’ ‘i dinlemenizi tavsiye ederim,başarılı.
Daha sonra ise 2006 yılı çıkışlı ‘Alright,Still’ albümünü dinleme merakı ve isteği kendiliğnden oluştu.Albümden çıkan ‘Smile’ adlı şarkıyı zaten daha önce duymuştm.Bence bir debut albüm için gayet iyi bir başlangıçtı.Ardından albümün tamamını dinledim.Fakat ilk önce son albümü dinleyip ardından ilk albümü dinleyince arada gerçekten farklar olduğu göze çarpıyordu.Albümün genel bir tarzı olduğunu söylemek gerçekten çok zor ama britpop a yakın olduğunu söyleyebilirim.Ama derinlemesine bakıldığında elektronik,reggae,rock gibi tarzlardan esinlenmeler iyi bir dinleyicinin dikkatinden kaçamazdı.Kesinlikle 2. Albümden başarılı değildi fakat kendine has bir tavrı ve yeterince profesyonel olmamanın verdiği bir enerjiyle,gençlikle ve ruhla kaydedilmiş ;dinlenebilen hatta eğlenilebilen bir albümdü.’It’s Not Me,It’s You’ da ise daha oturmuş melodiler ve şarkı sözleri,1. Albümü dinledikten sonra daha da dikkatimi çekti.
Albüm incelemelerine geçmeden önce dinlememiş olanlara (gerçekten çok fazla dinlememiş insan olduğunu düşünüyorum) Lily’ye bir şans vermelerini,çok fazla deneysel birşeyler beklemeden sadece popüler müzik dünyasının ortalamasının üstünde olan bu albümleri dinlemelerini(deneysel müzik araştırmayı seven ve dinleyen biri olarak arada bu tarzlarında dinlenmesi gerektiğini savunurum) ve eğlenmelerini tavsiye ediyorum.

Alright,Still (2006)

Evet,kabul ediyorum çok geç kalınmış bir inceleme yazısı.Fakat ilk kez dinlenilen bir albüm her zaman yenidir mantığıyla,albüm hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.Albümden ilk çıkan single ‘Smile’ yaşadığı (öyle tahmin ediyorum) ikili ilişkilerden bahsetmekte daha doğrusu terkedildiği sevgilisi hakkındaki kötü! düşüncelerden bahsetmekte.Şarkıda anlatılmak istenenle video klipte izleyiciye yansıtılmak istenen şey ise kesinlikle birbiriyle örtüşüyor.Daha sonrasında ise ‘LDN’ ile karşımıza çıkıyor Lily hanım.Bu şarkıyı ilk dinlediğimde ise nedense anlayamadığım bir şekilde çocukluğuma dönüyorum.Ne kadar gariptir ki,bu şarkı bana Güllüşah:Küçük anne filmindeki Gülşah ve arkdaşlarının yaptığı o mükemmel müzikal performansı(sanırım vapurdaydı) hatırlatıyor.(eminim ki bu kadar saçma birşey sadece benim aklıma gelir,neyse...).Fakat klipteki fikre bayıldım.Gelen bir telefonla hayatı toz pembe görmek bu kadar iyi anlatılabilirdi sanırım.Ama, albümün en iyi şarkısı kesinlikle ‘Littlest Things’.Klipte yansıtılan 50’li yılların amerikan sineması atmosferi ile şarkının dramatik yapısı kesinlikle uyuşuyor.
Albümün diğer ağır topları ise bence; Knock 'Em Out, Friend Of Mine, Not Big.Daha öncede dediğim gibi albümün genel bir tarzı yok.Ondan,bundan,şundan kısaca çok fazla tarzdan birşeyler katılmış.Toparlamak gerekirse, kesinlikle akılda kalıcı melodiler var ve rahatça dinlenebiliyor.

It's Not Me,It's You (2009)

Kesinlikle şunu söyleyebilirim ki,Lily Allen gerçekten kendini ilk albümle kıyaslanmayacak kadar geliştirmiş.Şarkı sözleri,müzikal altyapılar,stil... Hepsinde gerçekten kayda değer ilerlemeler var.Sadece oraya buraya ‘fuck’ kelimesini savurmadan da birşeyler yapabileceğini kanıtlamış.Fakat nasıl bir ironidir ki albümde ‘Fuck You’ adlı bir şarkı da mevcut.Olgunluk albümü için 2. Albüm belki çok erken ama bu kızın müzik konusunda olgunlaştığını söyleyebilirim.
‘The Fear’ kesinlikle albümün en sağlam şarkısı.Şarkıyı dinlediğimde İngiltere’nin o puslu,sisli ve yağışlı havasını iliklerime kadar hissediyorum.(İlerleyen zamanlarda müzik-iklim yada coğrafya etkileşimi hakkında birşeyler yazmayı düşünüyorum.)Video klip ise gerçekten çok güzel olmuş.‘Fuck You’ ise albümün diğer bir ağır topu.Sözleri gerçekten güzel yazılmış bir şarkı.Fakat bir eleştiri yapmak gerekirse,bu kadar güçlü bir şarkının canlı performansı bu kadar sönük mü olur?Nedenini gerçekten anlayamadım(ayıpladım, cık cık cık).Video konusuna gelince, Lily’nin bu videoda yaptığı şeyleri bende yapmak isterdim.Gerçekten çok beğendim.Albümün diğer şarkılarına gelince, en iyiler kesinlikle Not Fair, Back To The Start, Who'd Have Known, Chinese ve de Him dir.Özellikle ‘Chinese’ adlı şarkıdaki;
'....
I don't want anything moreThan to see your face when you open the doorYou'll make me beans on toast and a nice cup of tea And we'll get a Chinese and watch TV Tomorrow we'll take the dog for a walk And in the afternoon then maybe we'll talk I'll be exhausted so I'll probably sleep And we'll get a Chinese and watch TV' kısmı etkileyici.


Son olarak, Lily Allen bu albümdeki performansıyla zihnimde bir yer etti ve bazı şeyleri kanıtladı.Bundan sonraki albümlerini merkla beklemekteyim.Şimdilik hoşçakalın..